HABERLERHABERLER & ETKİNLİKLER

İBG Diril Laboratuvarı’ndan RareBoost Projesi İle Desteklenen İki Yüksek Lisans Öğrencimiz Mezun Oldu

İBG araştırmacılarından Doç. Dr. Kasım Diril liderliğindeki laboratuvarda çalışmalarını sürdüren iki yüksek lisans öğrencimiz tez savunmalarını başarıyla tamamladı. Her iki öğrenci de İBG Nadir ve Tanısız Hastalıklar Platformu (RUDiP) bünyesinde araştırmalarını yürütmüştür.

Doç. Dr. Diril’in laboratuvarında, genetik hastalıkların mekanizmalarını anlamak amacıyla ileri düzey CRISPR/Cas9 gen düzenleme teknolojileri kullanılarak Genetik Olarak Tasarlanmış Fare Modelleri (Genetically Engineered Mouse Models, GEMMs) geliştirilmektedir. İnsanlarda hastalığa neden olan belirli genetik değişikliklerin bu modellere aktarılması sayesinde araştırmacılar, söz konusu hastalıkların biyolojik ve fiziksel etkilerini ayrıntılı olarak inceleyebilmekte ve karakterize edebilmektedir. Bu çalışmalar, genetik keşiflerin hastalık mekanizmalarının anlaşılmasına ve gelecekte geliştirilebilecek tedavi yaklaşımlarına dönüştürülmesinde önemli bir köprü görevi görmektedir.

Mezun olan öğrencilerimizin lisansüstü araştırma projeleri, Avrupa Birliği tarafından desteklenen RareBoost Projesi’nin yanı sıra TÜBİTAK ve TÜSEB tarafından sağlanan ulusal fonlarla desteklenmiştir.

Aşağıda, mezun öğrencilerimizin tamamladığı araştırma projelerine ve bu çalışmaların nadir hastalıklar alanına sunduğu katkılara daha yakından göz atabilirsiniz:

ATG9B Geninin Temel İşlevlerinin Aydınlatılması

Mezun: Ayşe Miray Oto

Tez Başlığı: Genetik Olarak Tasarlanmış Fare Modelleri ile ATG9B Fonksiyonlarının Araştırılması

Ayşe Miray Oto’nun yüksek lisans çalışması, yakın zamanda insanlarda görülen nadir bir nörogelişimsel hastalıkla ilişkilendirilen ATG9B genine odaklanmıştır. Normal koşullarda oldukça düşük düzeylerde ifade edilen ve bu nedenle işlevi hakkında sınırlı bilgi bulunan ATG9B geninin organizma düzeyindeki rolünü ortaya koymak amacıyla, CRISPR teknolojisi kullanılarak iki farklı fare modeli geliştirilmiştir. Bu modellerden biri ATG9B geninin tamamen devre dışı bırakıldığı bir model, diğeri ise gen tarafından üretilen proteinin canlı dokularda izlenebilmesini sağlayan işaretlenmiş bir modeldir.

Araştırma sonuçları, ATG9B geninin bulunmadığı farelerin normal koşullar altında gelişim, büyüme ve üreme süreçlerini sağlıklı bir şekilde sürdürdüğünü ve herhangi bir kendiliğinden organ ya da doku hasarı göstermediğini ortaya koymuştur. Bulgular, hücrelerin doğal kalite kontrol mekanizmalarının hatalı genetik mesajları etkili bir şekilde ortadan kaldırarak olası olumsuz etkileri önlediğine işaret etmektedir.

Bu çalışma, ATG9B geninin günlük yaşamın sürdürülmesi için zorunlu olmadığını gösterirken, geliştirilen yeni fare modelleri sayesinde genin stres, hastalık veya çevresel zorluklar karşısındaki işlevlerinin gelecekte daha ayrıntılı şekilde araştırılmasının önünü açmaktadır.

Rahman Sendromunun Nörolojik Etkilerinin Modellenmesi

Mezun: Nazlıcan Kesmik

Tez Başlığı: Rahman Sendromunda Histon H1E C-Terminal Çerçeve Kayması Mutasyonlarının Fenotipik Karakterizasyonu

Nazlıcan Kesmik’in yüksek lisans çalışması, aşırı büyüme ve bilişsel gelişim bozukluklarıyla karakterize nadir bir nörogelişimsel hastalık olan Rahman Sendromu (RMNS) üzerine odaklanmıştır. Hastalığın temelinde, hücrelerimizde DNA’nın düzenlenmesi ve paketlenmesinde görev alan H1E genindeki özgül mutasyonlar yer almaktadır. Bu mutasyonların biyolojik etkilerini incelemek amacıyla, insanlardaki hastalık mutasyonunu birebir taşıyan özel bir “knock-in” fare modeli kullanılmıştır.

Çalışma sonucunda önemli bulgular elde edilmiştir. Mutasyonun iki kopyasını taşıyan farelerin doğum sonrası yaşamlarını sürdüremediği gözlenirken, insan hastalarda olduğu gibi mutasyonun tek kopyasını taşıyan farelerin yetişkinliğe kadar sağlıklı bir şekilde geliştiği belirlenmiştir. Bununla birlikte, bu farelerde bağışıklık sistemi işlevlerinde değişikliklere işaret eden yüksek beyaz kan hücresi seviyeleri ve davranışsal farklılıklar saptanmıştır. Daha düşük kaygı düzeyi, azalmış hareketlilik ve belirli hafıza işlevlerinde bozulmalar bu farklılıklar arasında yer almaktadır.

Araştırma ayrıca mutant proteinin beyin ve kalp dokularında üretildiğini ve gen ifadesini etkilediğini göstermiştir. Elde edilen bulgular, Rahman Sendromu’nun beyin işlevleri ve davranış üzerindeki etkilerini daha ayrıntılı olarak incelemek için bilim dünyasına güçlü ve güvenilir bir araştırma modeli sunmaktadır.

Ayşe Miray Oto ve Nazlıcan Kesmik’in başarıyla tamamladıkları yüksek lisans çalışmaları, İBG, RUDiP ve RareBoost Projesi’nin nadir hastalık araştırmalarını ileriye taşıma ve yeni nesil bilim insanlarının yetişmesine katkı sağlama hedefleri doğrultusunda önemli bir kilometre taşıdır. Mezunlarımızı ve bu başarıda emeği geçen Diril Laboratuvarı ekibini içtenlikle tebrik ediyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir